GÜNCEL MİMARİ

Skylife, 2015

Ünlü İtalyan mimarlık dergisi The Plan’ın düzenlediği The Plan Award 2015’te Salon Architects’in kurucu ortağı Alper Derinboğaz ‘İnovatif Mimarlık’ Ödülü’nü alarak uluslararası bir başarıya imza attı.

Mimariye ilginiz nasıl başladı?
Üniversiteden önce resme, fotoğrafa, bilime, doğaya ve başka birçok alana ilgi duyuyordum. Daha sonra hepsini bir arada yapamayacağım aşikar oldu. Mimarlık da bunların birleşimini buldum. Daha sonra İTÜ’de başlayan ve UCLA’de devam eden bir serüvenim oldu. Okuldayken Thom Mayne ve Frank Ghery’ den etkilendiğmi söyleyebilirim. Bir süre Los Angeles’ da yaşadım. İlk projem bir müzeydi daha sonra da bir yüksek yapı projem oldu. Sonrasında 2009’da kente katkı sağlayan ve özgün yapılar ortaya koyma niyetiyle ilk mimarlık ofisimi kurdum.

Hangi trendlere yakınsınız?
Trendlere sırtımı yaslamaktansa özgün işler yapmaya gayret ediyorum . Ancak işleri farklılığından dolayı olacak, ‘dijital mimari’ olarak yorumlayan çok var. Bildiğimiz yapı tipinin dışında formlarla çalışabiliyoruz böylelikle çevreyle veya kentle daha bütüncül projeler ortaya koymak mümkün oluyor. Ayrıca farklı disiplinlerle çalışmaktan keyif alıyorum. Sürdürülebilirliği projelerimize mutlaka dahil ediyorum, daha doğrusu sürdürülebilirliği göz ardı etmiyorum. Tüm bunları yaparken  tabi ki teknolojik gelişmelerden sonuna kadar yararlanıyoruz.

Size bilinirlik getiren ‘Augmented Structures’ isimli işinizden ve son dönem projelerinizden bahsedebilir misiniz?
2011 yılında YKK ( Yapı Kredi Kültür ) binalarının Galatasaray Meydanı için yeni bir yüz istediğini ifade etti.  Biz de mimariye farklı bir boyut kazandırmak anlamında bir fırsat olarak gördük bunu. Refik Anadol sanatçı ben de mimar olarak işin ucundan tutup Augmented Structres’i hazırladık. Teknik anlamında dünyada halen bu ölçekte uygulanmış tek iştir.  Architizer A+ plus gibi birçok ödül aldı ve sonrasında bizim projemizden ilham alıp yeni projeler üretildi. Bunu görmek bizi çok mutlu ediyor.

Bunun yanı sıra son dönemde büyük ölçekte çalışıyoruz. Ofis Kampüs, Müze Okul, Ev Otel gibi ara fonskiyonlar üreterek çok değerlendirlememiş yeni yaşantı biçimleri tasarlıyoruz. Çünkü güncel durumda ki yapılaşma standart konut veya standart iş yeri gibi problem çözmeye dayalı bir yaklaşım içeriyor ancak ne kent için ne de kullanıcılar için bir değer üretmiyor.

Geçtiğimiz sene sizin de yer aldığınız Venedik Bienali’nde Türkiye artık kalıcı bir pavyona sahip. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Venedik Bienali özellikle mimari açısından çok önemli, mimarlığın Oscarları gibi bir durumda. Dört bir yandan insanların fikirlerini yansıttıkları yer bienal. O anlamda Türkiye’nin bu işleri daha kapsamlı düşünüp yeni fikirler elde etmesine çok yarayacak.

 

Please resize your browser